Pazartesi, Nisan 12, 2021

Adalet ve Vicdan

Adalet terazisinin ayarı ile oynanmamalı !

Bana göre tüm gerçekleri, fail ve azmettiricileri çözülemeyen, doğrudan Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan kara, kanlı ve hain 15 Temmuz ihanetinin ardından, ülkemiz köklü değişikliklere gitti. Kanun Hükmünde Kararnameler maksadı ve muradı aştı. Bunu artık açıkça görmek ve orantısız çarpıklığı ifade etmek vatanseverlik sorumluğu haline gelmiştir.
Maalesef her yasal olan adil olmuyor.
Bu icraatlar toplumsal barışa darbe vurdu. Siyasi ayrışma ve kutuplaşmanın ağır yaralarını derinleştirdi.

Sayın Cumhurbaşkanımız sürecin başında; At izi it izine karıştı. Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet demişti. Üzücüdür ki, hapiste olan, hayatları darmadağın olan, sağlığı başta olmak üzere herşeyi kaybeden ezici çoğunlukla bu alt tabaka olmuştur.

Dün Kuddusi Okkır ve Ali Tatar’a nasıl üzüldüysem, bugün de suçsuz yere hapiste olan yüzlerce çocuğa, binlerce ev hanımına ve on binlerce KHK mağduru yurttaşlarımıza üzülüyorum.

Evrensel bir hukuk kuralı olan, Cezanın Şahsiliği ilkesi, cezanın sadece ve yalnızca suçu bizzat işleyene verilmesini gerektirir ki bu ilke hem mevcut anayasamız, hem yürürlükteki ceza kanunumuz ve hem de inancımızda, töremizde açıkça belirtilmiştir.

Suçu ne olursa olsun faile verilecek ceza isnat ve hatta ispat edilen suça katılmamış başta eş ve özellikle masum çocukları olmak üzere yakınlarını olumsuz yönde etkilememeli, onları mağdur ve muhtaç etmemelidir.

Eğer bu sağlanamazsa gerçek anlamda bir Hukuk ve Adalet Devleti olamayız.

Adalet terazisinin ayarı ile oynanmamalı, tarihi akıştaki tecrübe bize, tartanlar ve tartılanların yer değiştirdiğinde bu ayarı bozuk teraziyi nasıl kendi çıkarları doğrultusunda kullandıklarını göstermiştir…

Bir diğer hususta, çok üzücü ve esef vericidir ki, siyasi görüş ve tercihimiz, vicdanları kör, sağır ve dilsiz kılmaktadır.
Acılarda ve kayıplarda gösterdiğimiz tepki ve tavır bile ayrıştırıcı.

Biz başkalarının acı, üzüntü ve kayıplarının acısını, yüreklerimizde hissedebildiğimiz oranda gerçek manada insan olabiliriz.

Tüh olsun onlara ki, acılarda bile ayrışıyorlar.

Ali İsmail Korkmaz da bizim, Yasin Börü de, Berkin Elvan da, Eren Bülbül de, Feridun Maden de, Furkan Dizdar da, Ahmet Ataç da… Hepsi evladımız. Hepsinin ölümü yüreğimi, ciğerimi yaktı…

Murat Altun