Ayasofia, AGD ve fahişe kraliçe Zeo

Ayasofia, AGD ve fahişe kraliçe Zeo

AGD’nin içine yerleştirilen kriptolarının marifetiyle her İstanbul’un fetih yıldönümünde AKP’nin hanesine artı puan yazılmasını sağlayan stratejik bir aklın ürünü olan etkinlikler, Ayasofia’nın kapısının önünde vahabi rejiminin nöbetçi imamlarından birine kıldırılan sabah namazları tiyatroları ile icra edilirdi.

Bu tiyatrolara figüran edilen bıyığı yeni terleyen AGD’li saf halis niyetli gençler, şimdi de AKP tipi muhafazakar demokratların kurdukları “Kasa, Masa, Arsa ve Nisa” temelli müesses münafıklık düzenlerinin bir süre daha devamını sağlamak için kullanışlı bir argüman olan Ayasofia’nın ilk cuması tiyatrosuna ecir kazanma yalanıyla içleri e yerleştirilen kriptolarının marifetiyle yine figüran edilecekler.

Düştükleri/düşürüldükleri bu durumlarını üzülerek hatta ağlayarak izlemeliyiz.

Bu duruma da en çok, bundan sonra namaz vakitleri girdiğinde, 1000 yıldır bulunduğu Ayasofia’nın duvarında bir anda gizlenip, namaz bitiminden sonra, caminin mimarisini ağzı bir karış baka kalan namazında niyazında olan başta AGD liler olmak üze tüm Müslümanlara birden bire kendini göstecek olan fahişe zeo sevinecek.

Hatta bugün resmen olmasada, yeni iç uygulamalara göre, Ayasofia’nın yarı cami ve yarı kilise (minareli kilise) durumuna getirilmiş olduğunu farkedemeyip, cami olarak ibadete açıldığı sanmalarını sağlayarak, gravürünün uzun bir süre daha cami içindeki duvarda kalmasını sağlayanlara, onların tertip edeceği tiyatral cuma namazlarına kalabalıklar halinde katılmak suretiyle yardım ve yataklık eden AGD’liler ile diğer siyasi hareket ve platformların oluşturacağı kalabalıklar ne kadar çok olursa fahişe zeo da, o kadar çok mutlu olacaktır.

Çünkü fahişe zeo yaşadığı dönemde bizans kraliçesi olduğunda kendisini görmeye gelen kalabalıkların ikram ve iltifatta bulunmak için etrafında pervane olanlarını daha çok severmiş.

Şimdi de, Ayasofia’nın ilk cumasının kutsal tanıtım broşürlerini ecir kazanma umuduyla hazırlayıp, sosyal medya üzerinden tanıtım faaliyetleri yapmakla kalmayıp bir katılacak olan AGD’lilere soralım.

Ayasofia’nın duvarındaki fahişe zeo ve kubbesindeki meryem’i ve isa’yı tasvir eden gravürler başta olmak üzere diğer ikonlar ve görseller sadece namaz kılınacağı vakitlerde örtülüp/gizlenip diğer zamanlarda ise görünür olacağı için yarı cami ve yarı kilise (minareli kilise) durumuna düşmüş olacağına göre, Ayasofia’da kılacakları Cuma namazının kabul edilme yüzdesi ne olabilir ?

a-) Yarı yarıya kabül olur.
b-) Tamamı kabül olur.
c-) Hiç kabul olmaz, kazasıda olmaz.
d-) Günaha girerler.

Günaha girerler şıkkına bir açıklama getireyim.

Aslında bu durum dışarıdakilere nazaran içeridekiler için çok daha büyük bir risk. İçeridekilerin riski fahişe zeo’ya yakın olmalarıyla da sınırlı değil, onları büyük kubbedeki Hz Meryem ve kucağında İsa’yı tasvir eden bir görselin Allah ile aralarına girip izleyecek olması

Dışarıdakiler ise, fahişe zeo’ya olan uzaklık mesafesine göre daha az günaha girecekler belki de. Demek ki ön saflarda yer kapmak için sabah namazında erkenden gidip yer kapanlar mazallah derecesi daha yüksek günaha girebilirler.

Tabii Ayasofia içinde ilk Cuma namazını kılması için davet alanların, alamayanları tiye alan twitleri aklıma gelince, ‘bak gördün mü ben senden daha büyük günah kazanağım ve namazımın da kabul edilmeme yüzdesi yüksek olduğu için kıskanma sakın’ deme durumuna düşme olasılığı aklıma gelince beni bir gülme aldı haliyle. Ne olursa olsun bütün bunlar tuhaf bir durum değilmi?

Asıl tuhaflık ise;
Milli Görüşçü organizasyonlar olarak sen tut yıllarca “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” diye Sultanahmet Meydanı’nda mitingler yaparak mücadele et, 1934 yılından müze haline dönüştürenlere ve uzun yıllar da öyle kalmasını sağlayan zihniyete karşı meydan okuma namazları kıl, sonra da Ayasofya’nın ilk açılış cumasında, ‘başta fahişe zeo olmak üzere diğer figürlerin üstü sıvayla kapansın’ diyemediğin için ‘günaha ne kadar az girerim’ in hesabını yapmaya başlarsın artık.

Ayasofya’nın ilk açılış cumasına katılacak olan AGD’lilerde ilk kuruluş yıllarındaki şuurları devşirilmiş olmasaydı, ‘figürler sökülürse yada görünmeyecek şekilde üstü sıva ile kapatılırsa Ayasofia’da cuma namazlarına katılırız’ deme cesaretini gösterirlerdi.

Demek ki o şuur ve cesaret kalmamış.
Bir zamanların sıkı Milli görüşçü gençliğin AGD’si, bugün Avrupa’da AKP tipi muhafazakârlık hastalığına yakalanmış olan ve her icraatını bilerek ve isteyerek AKP’nin hanesine yazdıran İGMG benzeri yerli bir İGMG’ye dönüşmüşmeye başlamış sanki.

Milli görüşçülerin diline pelesenk olmuş Erbakan hoca’ya ait bir meşhur sözleri vardır.
O sözlerinde; “Siyonizm öyle ustadır ki ben Siyonizme hiç hizmet eder miyim dedirte dedirte kendine hizmet ettirir…” derdi.

Hatta bir sözünde de; “AKP’yi iş başında tutmak siyonizmin ana görevlerinden biridir” demiştir.

Hatırladınız değil mi bu sözleri ?

Aynı Siyonizm, Ayasofia oyununu yıllara yayarak öyle bir ustalıkta kurdu ki, yıllarca “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” dedirte dedirte AGD’lileri, milli görüşçüleri ve namazında niyazında olan muhafazakarları figüran ettiği oyunlarla bugün Ayasofia’yı, içerisinde Hristiyan kültürünü ve dinine ait ikonların ve görsellerin olduğu ibadethaneyi yarı cami yarı kilise olarak Müslümanlara milli bayram havasında açtırıp, istismarcı muhafazakar demokratların siyasi iktidarlarını bir süre daha uzatmak istiyorlar.

Ne kadar uzatırlar izleyip göreceğiz.

Velhasılı Kelam;
Şimdi gördünüz mü Ayasofianın önünde “ey siyonizm seni bir gün mutlaka yeneceğiz” dediğiniz o Siyonizm’in bize, yani millete karşı yaptığı son hamle ile yine usta çıktığını ?

Vesselâm
Sadi ÖZGÜL

Similar Articles

Comments

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Advertismentspot_img

Instagram

Most Popular