Diyarbakırlı Ramazan…

Türkiye’nin gündemini bir haftadır Diyarbakırlı gariban bir vatandaş meşgul ediyor.

Adı Ramazan… Diyarbakır tarihi Ulu Cami avlusunda hiçbir ücret almadan gelen ziyaretçilere dilinin döndüğünce İslam dinini anlatmayı kendine görev edinmiş bir garip vatandaş.

Kimine göre deli, kimine göre ise veli. Bazen de izm’ler üzerinden ayrım gözetmeden her kesimi eleştirebiliyor. Ama her ne olduysa Ramazan’a şizofreni tanısı koyarak Diyarbakır’dan uzaklaştırmak isteniyor. Bunun gerçekleştirilmesi için gayret eden bir el var sanki.

Diyarbakırlı Ramazan büyük ihtimalle tüm toplumu rahatsız eden önemi konularda “kral çıplak” demiş olabilir. Zaten en net ve çıplak gerçeği ya çocuklar ya deliler ya da veliler söyler.

Guguk Kuşları nereden çıktı ?

Ne ilginç ki, birden bire ortalık ilim sahibi olduğunu söyleyen, birbilen ve kanaat önderi pozlarına bürünen veya öyle sandıklarımızla doldu.

Eğer bunlar ilim ve irfanı birlikte alamadıysa, guguk kuşundan başka bir şey değildirler.

Bu gugugları söyle tanıyabiliriz.
– Bırakalım adam konuşsun demezler.
– Kibirleri boldur.
– İlmin herşeye yeter olduğunu savunurlar.

Ama bilmezler ki irfan, ilmin kareköküdür.
İrfanda 2+2 = 4 etmez !
Baktılar ki, Diyarbakırlı Ramazan’ın irfanı onların önüne geçiyor. Ezberlerini bozuyor, Allah ile araya aracı koymuyor, koydurmuyor.

Onun irfanı, hidayeti, feraseti, dirayeti ve öğretilmiş ezberleri bozmadaki kabiliyeti eziklerin guruna çok dokunmuş olmalı ki, Müslümanları çoktan kışkırtmaya başladılar bile.

Sadece İlim Olup İrfan Olmazsa Ne Olur ?

Yunus Emre’de kadılık koltuğunda otururken irfanı değil ilmini öne çıkaracak sözler diyordu. Sonra yaptığı yalnışı farkedince, kadılığı bıraktı düştü Taptuk Emre’nin peşine.

Bugün lafa gelince herkes Yunus’tan birseyler söyler. Ama Yunus’u bizim Yunus yapan hakikati görmek, başta muhafazakarlar olmak üzere sözde İslami camiadan kimsenin işine neden gelmez !?

Muhafazakarların Ramazan Hoca Çelişkisi

Namazında niyazında olan sözde islami camia tarafından İslam alemini temsil ettiğine inanılan muhafazakar AKP hükümeti tarafından gençlere ilham veren kişi ödülü Aleyna Tilki’ye verilmişti.
Ama şu çelişkiye bakın ki, Allah’ın emirlerini hiçbir ücret almadan anlatan Diyarbakırlıların Ramazan hocası ise, güya taciz suçlamasıyla kamu gücünü kullanarak hastanede gözlem altına alınıyor.

Bu yapılanları görüp düşünen biri olarak, misyonerlerle ve paganizmle çatışanların birilerine göre “kötü örnek” olma potansiyeli varsa, kamu gücü kullanılarak, bu örnekte olduğu gibi hastaneye kapatılarak veya başka bir gerekçe ile tasfiye edilmek mi isteniyor? diye sormak isterim.

Gelelim şimdi önemli diğer konuya;
Muhafazakar camia birden bire neden Ramazan Hoca sever oldu !?

Muhafazakar camianın, ‘Diyarbakırlıların Ramazan hocasını koruyoruz kolluyoruz’ gibi davranmalarının altında yatan insani ve islami duyguların bir sonucu mu, yoksa vatandaşa hoş gözüküp seçimlere yönelik taktiksel bir girişim olup olmadığı bir kaç gün içinde netlik kazanır.
Belki ikisi de olabilir.

Esen Rüzgarda Sandık Şişirilmeli.

Merhum Akif Emre’nin vefat yıldönümündeyiz.
Bu vesile onun çok güzel bir tanımlamasıyla devam edeyim.

Merhum, siyasal islamcıların muhafazakârlığını “her duruma uyum sağlama sanatı” olarak tasvir etmişti.

Günümüzün siyasal muhafazakarları da her kesimin Diyarbakırlı Ramazan hocaya sahip çıktıklarını görüpte, bu rüzgarın estiği tarafa çabucak uyum sağlayıp, Ramazan için en iyisini biz düşünür, konuşur, yazar ve çizeriz tarzında ahkam kesmeleri çok daha kolaydır artık.

Nitekimde çabucak uyum sağladılar zaten.

Bazıları devletten iyi beklenti içinde olduklarını yazdılar.
Bazıları işin dozunu o kadar kaçırdılar ki, Abdülhamit’in yalnızlığını ve onun başına gelenleri Ramazan hocanın başına gelenle bir tuttular.
Ramazan’a yapılanların Reis’e de yapılacak olanların bir provası olduğunu söyleyenler bile çıktı.

Eğer AKParti hükümeti Ramazan hoca için iyi niyetler besliyorsa, (temennimizde budur) bundan sonra da koruyup kollayacaklarsa, önce Diyarbakır’da cirit atan ve Ramazan hocanın da mücadele ettiği Müslümanların çocuklarının baş belası Kore’li misyonerleri sınırdışı etsin.

Çünkü her ne kadar resmi açıklama başka bir şey söylesede, Diyarbakırlı Ramazan’ın başına gelenlerin bir süre önce Diyarbakırda cirit atan Koreli misyonerlerin çocuklara yönelik yaptığı çalışmaları engellemeye çalışmasından dolayı aralarında yaşanan sert tartışmalardan kaynaklanma ihtimali yüksektir.

Diyarbakır, Adana, Antalya ve İzmir’de faaliyet gösteren Kore’li misyonerlere ve onların merkezdeki “kripto bürokrasi” içindeki destekçilerine çok dikkat edilmeli.

Mevlam Diyarbakırlı Ramazan’ın ve Koreli misyonerlerin kıskacındaki Diyarbakırlıların yar ve yardımcısı olsun.

Vesselam
Sadi ÖZGÜL

İletişim Mail: sadiozgul@gmail.com