Dünyanın Karadeliği Ortadoğu !

Arzın merkezinde yüz yıldır devam eden savaşlar, 1 nci ve 2 nci dünya savaşları, bugün bölgesel ve asimetrik boyutlarda devam eden savaşların giderek bir sistematik hal almış olması kapitalist-emperyalist sistemin karakterindendir. İnsanlık, varsıl ve yoksul olarak sınıflara bölündüğünden beri, dünyayı kolonize etme çabaları her geçen gün daha bir boyutlanarak, daha ileri teknolojiler eşliğinde artan bir şiddette devam etmektedir.

Evren mekaniği ve evrenin ham maddesi nükleer enerji, evrene hareket ve devinim kazandıran bu büyük nükleer güç, bugün sanki arzın Orta-Doğu merkezine hapsedilmiştir. Ülkeler ve bölgeler üzerinde patladıkça nükleer atıklara dönüşüyor, daha sonra kara deliklerde absorbe edilerek adeta yutuyor insanlığı… Dünyanın kara deliğine dönüşmüş kapitalist merkezler adeta dünyanın diğer uydu devletlerini yutuyor, yok ediyor. İçine düşen bir daha çıkamıyor. Ortadoğu’nun merkezinde kapitalist bir karadelik…
Dünya devletlerini birer gezegen olarak gören kapitalist sistem temsilcileri, kendilerini galaktik bir sistem olarak kurgulamış, ve yörüngeleri dışına çıkan bütün gezegenleri yutuyorlar acımasızca. Evren mekaniği dünyamızın bir sistematiğine dönüşmüş, dünyamız adeta bu mekaniğin bir parçası konumundadır. Sınıflı toplumlar tarihi, big-bang patlaması etkisi yaratmış ve süreç içerisinde küçük toz zerrecikleri gibi dünyamızın bütün yüzeyine dağılmış olan insanlık kendi içinde büyük karadeliklere dönüşerek, kendisini yutan duruma düşmüştür.

Nil Nehri, Fırat-Dicle deltaları, Ak Deniz balçıkları içinden çıkarak dünyayı kuşatan insanlık, şimdi yeni bir patlamanın eşiğine gelmiş ve sonuçları üzerine yapılan analizler ise hiç iç açıcı değildir. İmtiyazlı insan, insanlığın ortak- müşterek tarihine ihanet etmiş ve bu büyük insanlık armonisini bozarak dünyanın kara deliğine dönüşmüştür. Doğa insanı, insan siyaseti üretmiştir, öyleyse doğa siyasidir ve çelişkiler yumağıdır ve tabiat, coğrafya bir anlamda kendi çelişkisini üretiyor, bu çelişki sonsuzdur. Dünyamızın kaynayan merkezi çekirdek sıcaklığı yüzeye çıkmış insanlığı yakıyor. Bu büyük nükleer enerji tükendiğinde dünyamıza ait olan hiç bir şey olmayacaktır.

Orta-Doğu tarihler boyu yüzyıllardır dünyanın en sıcak çekirdek merkezi konumunu, coğrafi özelliklerinden almaktadır. Bütün insanlığın ortak uğrak yeri, dünyanın kalbi…
Tarih ilk defa bu çoğrafya üzerinde yazıldı ve süreç devam ediyor. İnsanlık bu coğrafyadan tarihsel yolculuğuna çıkmış, ilk adımlarını buradan atmıştır. Üç kıtayı birbirine bağlayan bir çoğrafya, mediniyetler beşiği…
Halikarnas’lı Heredot, ilk tarihi bu topraklarda yazmıştır. İnsanlığın bu coğrafyadan başlayan ilk yolculuğu, Amerika’nın kolonileştirilmesi ve tüm yerlilerin yok edilmesiyle devam eden ve bugünlere gelen bir tarihsel süreç.

İnsanlık Orta-Doğu’da tarihi eşeleyip kazıdıkça, daha derin bir tarihle karşılaşıyor ve kendi geçmişiyle yüzleşiyor. Bu coğrafyada toprağa vurulan her kazma, daha derinlere inildikçe insanlık kendi tarihini, arkasında bıraktıklarıyla yeniden yazıyor. Göbekli tepe’de insanlık, tarihinin 12 bin yıl önceki kayıtlarını tutuyor. Arzın içine hapsedilmiş ve keşfedilmeyi bekleyen buna benzer kim bilir daha nelerle karşılaşacak insan…

Orta-Doğu, dünyamızın merkezi- kor çekirdeği kaynadıkça, nükleer fizyon etkisi yaratıyor, ve bu çekirdek tepkime her defasında daha büyük enerjiler ortaya çıkararak, daha büyük tepkimeler yol açıyor. Bütün bu süreçler, Dünyamızın bu hinterlandında büyük tektonik çökmelere, batmalara yol açarak, yeni süreçler için ortam hazırlıyor. Dünyanın orta doğu merkezine hapsedilmiş büyük nükleer fizyon var oldukça, daha büyük tepkimelerin olması kaçınılmazdır. Petrol ve Suyun ağırlığı, bu coğrafyanın canını yakıyor.

Dünya Siyaseti önümüzdeki süreçlerde de bu iki yapı taşı üzerinden devam edecektir. Evrenin yapı taşları atomlar kadar etkili bir süreç.
Dünyamızın bütün coğrafyaları, kıtaları, ülkeleri, biribirlerinden farklı farklı doğal ortamlara ve süreçlere sahiptir. Okyanuslar, Denizler, Boğazlar, Deltalar, Büyük Nehirler, iklim kuşakları, bitki örtüsü, ve yer altı kaynaklarıyla bu dünya üzerinde büyük bir kavga devam etmektedir.

Savaşlar haklı karakter kazandıkça, dünyadaki dengeler de normale döner ve çelişki yine insanın doğayla olan bilinçli müdahalesiyle durmaksızın devam eder. Ancak bugünkü emperyalist savaşlardan bir dünya dengesi ve sükunet yaratmak olanaksız. Ne zamanki insanlık yüksek bilinç ve bilimsel yaratıcı iradesini devreye sokarsa, büyük toplumsal denge o zaman hakim olur ve armoni huzur bulur. Tarihin orkestrası özgürce çalmaya devam eder ve yanık türkülerde tarihe karışır, çünkü insanlık yangını söndürmüştür bu aşamada.

Tarihi ve coğrafi özellikleriyle dünya tarihinde derin izler bırakmış bu coğrafyanın insan potansiyeli, kadro birikimi bölgenin de kaderini etkilemiş ve bugünde bu yönetemezliğin sorunlarıyla boğuşan bölge halkları, kendi iktidar organlarını, hükumetlerini, kollektiflerini- ne derseniz- yaratamamanın bedellerini ödemektedir. Kökleri derinde bir siyasal geçmiş ve yine bir o kadar da kökleri derinde bir savaşlar süreci…

Bu coğrafi kabuğun altında bir tarih yatıyor. Kabuk parçalandıkça yeni acılarla yüzleşen bölge halkları ve büyük insanlık mutlaka bir yol, bir yöntem, bir strateji ve toplamda çoklu bir evrensel bilinç yaratacaktır. Bu bilinç bugünde var ama etkin değil, edilgendir. Beyni ve bilinci formatlanmış bir insan tipiyle karşı karşıyayız. Bu süreç insanlığı nereye sürüklüyor meçhul.!!!

Meçhuller aleminde gezinen devasa kitlesel yığınlar ve bunların toplumsal alana müdahalesi gerçekleşmedikçe, bu büyük toplumsal ilizyon ve format atma daha da içinden çıkılmaz bir hal alarak, insanın sonunu getirebilir.

Umutsuz olmak ne kadar zor bir durum, işte burada irade ve bilinç tekrar kendisini sorguluyor..? İnsan olarak kaybedecek zamanımızın olmadığı bir süreçteyiz ve bütün kötü egolarımızı bir tarafa atarak, ayağa kalktığımızda dünyamızda huzur bulacaktır. Herkes yürüdüğü yolu ve yaşadığı hayatı bugünden ibaret gördükçe, insanlık daha büyük acılarla, daha büyük savaşlarla karşılaşmaya devam edecektir. Bu coğrafi karanlığın içinde çığlanarak, bir çığ topuna dönüşmüş büyük bir yıkıcılık. bütün bunlara rağmen, sanki herkes dünyaya bir tekme atıyor umursamaz lığıyla, edilgenliğiyle…

Erdoğan ATEŞİN