Firavunun Sarayından Hayatın Seyri

İnsanlığın nüzûl sebeplerinden en önemlisi hakikatin izini sürmektir. Hakikat sevdasını vazife telakki eden kişi, anlam arayışında oldukça mesafe almış demektir. Hayata anlam verme, hayattaki anlam arayışı, istikametini ancak hakikat ile meşguliyette bulmaktadır. Hakikat aşığı için en mühim mevzu anlam boşluklarını doldurmak, bunun için çabalamaktır.
İnsanlığın yeryüzü coğrafyasına halk oluşu, iklimlere göre dağılışı, kavim kavim ayrılışı, her kavmin kendi yaşam tarzı ile oluşturduğu kimlikleri… Hepsi bu bahsi geçen hakikatin parçalanmış sûretleridir.
‘Kavim’, birbirine yakın anlamlı birçok birliktelikler için kullanılır. Kimlik kavramıyla ilişkili Irk, soy, boy, budun, ulus gibi insan birliktelikleri için kullanılır.
Etimolojik kökeni Arapça olan ‘Kavim’ kelimesi, Türkçede de budunla ilgili budunsal demektir. Herhangi bir zaman diliminde birliktelikleri devam etmiş, yakınlıkları akrabalık ilişkileri ile hemhal olmuş soy birliğidir.

İnsanların fıtri ve kültürel özellikleri kavmiyetine nispet edilir. Bu kısmen doğrudur. Bizim fiziki özelliklerimiz nasıl genlerimizle bağlantılı ise aynı oranda olmasa da fıtri(Davranış, düşünce, duygu ve tutum vb.) özelliklerimiz de genlerimizle ilişkilidir. Doğrudan doğruya tüm fiziki ve zihni hareketimizin merkezi gendir ve genlerimizle bu davranım alanı çerçevelenmiştir diye bir indirgeme yapmak mümkün değil. Bu hatalı bir yaklaşım olur. Hata olması tamamen yanlışlığından değil, eksiksiz oluşundandır.

Kültür toplumların kimliğidir. Kültür uzun zaman yaşanılageldiğinden fıtri özelliklerde de içkin hale gelir. O kültürü yaşayan insan tekleri ister istemez bunu bulunduğu çevreye yansıtır.

İnanç esaslarımız bize tüm kavmiyetçilik yollarını kapatmıştır. Fakat kavmiyet ile ilgili her şeyi es geçeceğiz, tamamen yok sayacağız dememiştir. “Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Hem de sizi şubeler ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Şüphesiz ki, Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır”(Hucurât sûresi, 13).

Kavim aynı zamanda Kurani bir ifadedir. Farklı yerinde birçok hakikati göstermek için Kuranın dahilindedir, Kelimetullaha nüzul olmuştur. Kavimlerin başlarına gelen hadiseler sebep ve sonuçları dahilinde ibret vesilesi olarak anlatılır. Hem insanlık için ögütler taşıyan ‘Kavim’ mefhumu, hem peygamberlerin etrafında yaşadığı olaylarla kavmiyetlerin fıtri ve kültürel hususiyetlerine işaret eder.

Kuran-ı Kerim yeryüzünün ışığıdır. Müminin klavuzu, istikamet belirleyicisidir. Yüce kitabımız tamamen Allahü Teâlâ’nın tenzili(nüzul, inzal) ayetleridir. Fakat Allah’ın ayetleri Kuranı Kerimle sınırlı değildir. Allah yaratılış cevheri ile her an ayetleri ile bizi çepeçevre kuşatmıştır. İnsan ve tabiatta Allah’ın tekvini(yaratılış, oluş) ayetlerindendir. Ve tekvini olan ayetleri, tenzili olan ayetlerle birlikte okuduğumuzda ancak hakikatin kapısını aralayabileceğiz.

Şimdi biz burada bir parantez açarak devam edelim. Bizim dinimiz ırkçılık ya da kavmiyetçiliği yasaklamıştır. Yani Müslüman için tüm Müslümanlar kardeştir. Peki ya diğerleri Müslüman olmayanlar… Onlarda Allah’ın kulu olmaları hasebiyle bir değere haiz olurlar. İslam toplumunda insana, kavme, millete, ümmete bakış budur. Müslüman kavimler, hem İslam toplumunun hem İslam devletinin asli unsurlarıdır. Hiçbiri bir diğerinden üstün değildir. Ve bu kavimlere karışıp kaynaşma salahiyeti verilmiştir. Ve sonuç olarak kalplerini, ellerini, yüzlerini Hz. Muhammed’in(SAV) nazargahı yapacak olanlara Millet ve Ümmet adı verilmiş.

Şimdi burada bir parantez daha açalım. Toplum bilimi, başat kriter olarak zaman mefhumunu alarak toplumu üç döneme ayırır: Geleneksel, Modern ve Post-Modern.

Bu üç dönemde insan ve toplumun çoğu hususiyetleri farklılaştığına şahitlik ederiz. Yani geleneksel devrin hususiyetlerini taşıyan kişi bir başka devrin kültürünü içselleştirmiş topluluğa büyük ölçüde yabancıdır.

Fakat bu devirlere göre değişmeyen birkaç şey var. Bir tanesi Müslüman kişinin parlayan, işleyen, yanan, çalışan letaif cevherlerine haiz kalbidir. Bu Müslüman için ayırıcı bir özelliktir. Bir diğeri ise kimliği değişmiş olsa da kavimlerinin kirli temayüllerini bulundukları ortama yansıtanların varlığıdır. Bu ikisi varlığını devam ettirecek dünya döndükçe devam ettirecek.
Peki bu suret-i değişip sîreti değişmeyenler kimler? Hangi kavmi temsil ederler? Söz bitmedi…
Kalp şehrinin kapılarını, Allah’ın nuruna açabilmek duası ile.