İmdat! Polis Var!!

155 Polis Çağrı Merkezine; “İmdat! Yardım edin… burada beni vurmaya çalışan bir polis var… çabuk yardım edin!” çağrısının gelebileceği hiç aklınıza geldiği oldu mu !?

Üç dört yıl önce bu varsayım ilk aklıma geldiğinde kendi kendime gülmüş “yok artık” demiştim. Adana da bir kaç gün önce bir gencin polisin açtığı ateşle ölmesiyle sonuçlanan olay o varsıyımımı tekrar hatırlattı bana.

Adana Seyhan da 18 yaşında Ali Hasani adında bir genç “polisin dur ihtarına” uymadığı için “yanlışlıkla” kalbinden vurulup öldürüldü.

  • Görüntüler gencin hiç de öğle iddia edildiği gibi “yanlışlıkla” değil, doğrudan hedef gözeterek vurulduğunu söylüyor.
  • Acil sağlık görevlilerinin vurulan genci sedyeye alınırken bariz belli olan göğsündeki yaranın görüntüsüne göre “dur” ihtarına uyan ve polise yüzünü dönen genci o polis yine de vurmuş.
  • Eğer kaçarken sırtından vurulmuş ve kurşunda vücuttan çıksaydı yara daha büyük olurdu.
  • Yok eğer sırtından vurulup da kurşun içeride kalsaydı vücudun ön kısmında, göğsünde o yara olmazdı.

Bu görüntüler çok üzücü elbette.

Babasının haberlere yansıyan yıkılmış ve bitkin görüntülerinden de belli oluyordu yaşadığı evlat acısının büyüklüğü.

İlgimi çeken bir gelişmede her yolu mübah gören trollerin bu video sosyal ağlara düşünce birdenbire sosyal medyaya üşüşmeleri oldu.

Bariz polis cinayeti olan bu olayın üzerine tepki gösterip eleştiri yapanlara karşı; “saldırın” talimatları verdiler birbirlerine. Polis cinayeti bu olayı “yanlışlıkla” diyerek ve Ramazan’a yükleyerek Polisi masum göstererek üzerini örtmeye çalıştılar.

Tabii her olumsuz olayda yanlışlıkların hataların üzerini örtmeye çalışan ve şeklen muhafazakar dindar görünümlü olmaya çalışsalarda, aslında İslami ve insani değerleri olmayan menfaatçi youtuber gazetecileri ve fenomenleride cabası.

Sonraki günlerde ise, “polis ve jandarmanın meşru müdafaa olmadan hiç kimseye hedef alarak ateş edemeyeceği” kuralı ortada iken;

  • Polise başka çare bırakmadı.
  • Madem dur ihtarına uymadı o zaman polis ve jandarma da ateş edip vurur.
  • Devlet yasak koymuş ise herkes uyacak polis dur diyorsa duracak.
  • Durmazsa Poliste elbette ateş eder.
  • Kaçıyor, poliste vuruyorsa suç vurulandadır.
  • Suriyeli çocuklara gösterdiğiniz duyarlılığı ve göz yaşlarını şehitleri için yapın diye yazanları ve konuşanları da gördük.

Birkaç gazete, gazete yazarı ve birkaç TV kanalı olayın olduğu günden başlayarak bir iki gün daha bu yönde bir tavır sergilemiş olsalarda, vatandaşlardan gelen yoğun tepkiler üzerine bu tavırlarından geri adım atmışlardır.

Bunların hepsi cinayetinin faili olan polisi korumayı devleti ve iktidarı korumak zanneden asalaklardır.

Gelelim ne kadar büyük bir polis şiddeti tehlikesi altında olabileceğiz ihtimaline.

İçişleri Bakanlığı’nın pilot bölge olarak belirlediği İstanbul’da 386 kişiyle başlattığı bekçilik uygulamanın 20 ilde 21 bin kişiye ulaşmıştı.

Ama her ne hikmetse, eğitim durumuna bakılmaksızın 15 günlük kurs ve 180 lira kayıt ücretini yatıran yaklaşık 5 bin bekçiyi 2019’un Ekim ayında silah verilerek “polis” kadrosuna geçirildiler.

Dikkat edin “15 günlük kurs”.
Onbeş günde ne öğrenipte polis oldu bu bekçiler.

Hatta polis kadrosuna geçen bu 5000 bekçinin isimlerinin de AK Parti il ve ilçe tarafından hazırlanan listelerden belirlendiği iddiaları da yazılıp çizilmişti.

Ne olur ne olmaz.
Genç görününlü polislerle kesinlikle itirazi bir tartışmaya girmemekte fayda var. Polis koleji, polis akademisi giriş sınavlarını kazanacak kapasitesi olmayıp, bir şekilde önce bekçi olup, sonrasında da bekçilikten polis kadrosunda geçen eğitimsiz, çaylak, tecrübesiz ve psikoloji eğitimi yetersiz bir bekçipolisi olup olmadığını bilemeyiz.

25 yıllık tecrübeli ve epitimli polis memuru (diyelim ki hatayla oldu) silahsız bir genci vurabiliyorsa, polis olabilmek için gerekli temel eğitimleri hızlandırılmış şekilde aldırınan bekçipolisinin ne hatalar yapabileceğini varın siz düşünün.

Bu saatten sonra İçleri Bakanlığının öncelikle yapması gereken şu olmalıdır.
Bekçipolislerin tekrar uzun süreli eğitimlere alınıp, sonra usta polislerin yanında toplumsal olaylara müdahale kabiliyeti kazandığı raporundan sonra yapılacak sınavdan sonra silah verilmeli.

Sınavı kazanamayanlar ise, bekliciliğe geri dönmelidir.

Yoksa bir süre sonra 155 Polis İmdat çağrı merkezine “imdat burada polis var. Yardım edin” çağrılarılı gelmeye başlarsa sakın şaşırmayın…

Vesselam
Sadi ÖZGÜL

İletişim Mail: sadiozgul@gmail.com