Site Rengi

DOLAR 7,9062
EURO 9,3377
ALTIN 484,19
BIST 10,2372
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

İslami açıdan “blockchain sistemi” analizi (3)

İslami açıdan “Blockchain Sistemi” analizi – 3

Rabbimiz; Alak Suresi ile ilk ayeti kerimede “Yaratan Rabbinin adıyla Oku!” diye emreder. Hayatı ve olayları doğru anlama adına, okuyabilmek bizlerin öncelikli işi olmalıdır. Yazmak (yazgı) ise Rabbimiz’in taktiridir.

Yazmak, aynı zamanda içinde şahitliği ve delilleri de barındıran ölçüsü belli olan bir eylemdir. Sunnetullah’ın algı düzlemimizdeki tecellisidir. O halde; yazmak her yiğidin harcı değildir. Olamaz da… Katip, muhasebeci, noter, avukat, hakim, hakem gibi hükmü ile adaleti gözetmekle sorumlu meslek grupları, böyle yüce bir misyonu temsil eder.

Gelişen teknoloji ve değişen zamanla birlikte daha komplike sistemlerin de bu sınıfta incelemeye tabi tutulması önemlidir. Zira; finans sistemi, kanunlar, örgütsel yapılar gibi sistemik oluşum ve uygulama biçimleri, çok yönlü yazgıların birey ve toplum üzerindeki dönüştürücüleridir. Bu yazgıların toplum vicdanında karşılık bulup bulmaması önemlidir. Sosyal ya da ekonomik düzeyde adalet sağlanamıyor ya da karşılık bulmuyorsa; bu misyon hakkıyla icra edilemiyor demektir.

Adaleti merkeze almayan, kamu vicdanında karşılık bulmayan hiçbir sistem, kalıcılığını ya da üzerine bina ettiği iskeletini koruyamaz. Bu gibi durumlar, kayıt sistemlerinin, farklı fazlarda ikincil yazgılar oluşturmasını ve tuğyan kapısını aralayarak yok olmasını kaçınılmaz kılacaktır.

İlk insanın yaratılışından günümüze değin, ilk kayıt sistemleri olarak kabul edebileceğimiz ilahi emirler ve kitapların, adeta bir blok zincir gibi, silsile yoluyla birbirleriyle ilişkilendirildiğini görüyoruz. Bu süreç içerisinde farklı olaylar ve kavimler üzerinde benzersiz şartlarda, dağıtık sosyal ve ekonomik yapıların, tek merkezden, sistemi adalete yönelterek kontrol edebildiğini anlıyoruz. Buna rağmen, yukarıda ifade ettiğimiz yazmak fiili bağlamında, gaflet ve nefsi yönelimler, sistemin ruhunu çalmış, adaletten uzaklaştırarak örfi hale sokmuştur.

Zaman içerisinde, değişen şartlar, gaflet ve tuğyanla birlikte dönüşen zihniyet yapıları, geçmişin değerlerini tahrif etmiş, zulmü sistemleştirmiştir. Yine, sistem üzerinden sektörler arası rekabetin, suistimali kültürleştiğini ve bu kültürün de meşrulaştırıldığını görüyoruz. Nitekim; semavi dinlerdeki kitapların (Zebur, Tevrat ve İncil) tahrif edilişlerinde, insani değerlere yönelik, “kültürleşmiş meşru saldırılar” etkili olmuştur.

.
Günümüzde ise; bu türden saldırı ve dönüşümler; toplumun tüm dinamiklerinin kontrol edildiği finansal sistem üzerinden gerçekleşmektedir. Borca dayalı para arzı yöntemi ile icat ettikleri finansal sistemi de; ekonomik ve ticari faaliyetler üzerinden, indirebildikleri düzeyde tabana indiriyorlardı. Çünkü; borcun tabana inme derecesi ne kadar yüksek olursa; sistem o kadar başarılı oluyordu. Günümüzde, pandemi bahanesiyle IMF, Dünya Bankası ve bazı hükümetlerin, toplamda, trilyonlarca dolar karşılıksız para bastıklarını/bastırdıklarını görüyoruz. Dünya toplumlarının kredi adı altında borçlandırılarak, finans kurumlarının nasıl fonlandıklarına da şahit oluyoruz tabi…

Bu, finansal sistemin tıkanmasına neden olan arızaya, verebileceğimiz en yeni ve aynı zamanda henüz uygulanmakta olunan cari bir örnektir. Dolayısıyla; borçlanma mekanizması hızla devam etmektedir. Buna bağlı olarak faiz de…

Paranın sisteme giriş biçimi en üstten (yani tavandan tabana doğru) tersinden motive edilmiştir. Bu da; kaynağa ulaşamayan en alt tabanda, maksimum düzeyde borçlanma ihtiyacını canlı tutmaktadır. Sistemin matematiği böyle kurgulanmıştırBu matematiksel kurgu, bir ağacın gövdesinden köküne ve kökünden de toprağın derinliklerine kadar, adeta birer kılcal damar gibi uzamaktadır. Ancak; dallarından ve yapraklarından verilen su/besin, ne kadar köke inebilirdi ki?

Rabbimiz nasıl ki; böyle bir toprağı, kökünden besleyecek şekilde, âli bir iradeyle ve en âlâ olan göklerden yere doğru yağmurlar yağdırarak, kökün en uzağındaki kılcal uzantısından yukarı doğru besliyorsa; Borca dayalı firavuni rızık sistemi de; aynı katsayı üzere, rabbine isyan ediyordu.

Sadık USLU

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.