Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 34°C
Az Bulutlu
İstanbul
34°C
Az Bulutlu
Cum 36°C
Cts 35°C
Paz 34°C
Pts 36°C

İstanbul Nerenin Kıbleteyni?

A+
A-
20.05.2020
1.006
ABONE OL

Muhafazakarlar her Ramazanda sosyal medyada “İstanbul Kıbleteyndir” diyerek paylaşım yapma geleneğine bu sene biraz geç kalmış olsalar da yine uydular.

Bu seneki İstanbul’un Fetih yıldönümünde Ramazan Bayramı ertesine gelmesi de bu teorinin canlı tutulmasına bir katkısı olur herhalde ?

Önce kıbleteyn ne demek ona bakalım.
Namaz kılmak için kıbleye yöneldiğinizde aynı anda, hem Kabe’ye (Mekke) hem de Mescidi Aksa’ya (Kudüs) yöneliyorsanız, durduğunuz yer/belde kıbleteyndir.
Türkiye’de en uzak nokta olarak kıbleteyn’e uyan yer İstanbul’dur.

Konuyu biraz daha açalım.
Muhafazakarlara göre, İstanbul kıbleteyndir.
Aynı muhafazakarlar İslam inancına ve bilimsel araştırmalara göre dünyanın gerçek sıfır noktasının Kabe (mekke) olduğunu bilmelerine rağmen, tuhaf bir şekilde İstanbul’un dünyanın ‘sıfır noktası’ olduğuna da inanırlar.

Bu teoriye göre, ‘sıfır noktası’ndan Ayasofya’nın tepe noktasına yöneldiğinizde aynı zamanda hem ilk kıble olan Mescidi Aksa’ya (Kudüs), hem de Kabe’ye (Mekke) yönelmiş olurmuşsunuz.

Bu kadar zorlamaya da gerek yoktu aslında !
İstanbul’a kutsiyetli şehir kimliği kazandırmak isterseniz, yönü Kıbleye bile dönük olmayan Ayasofya’nın gerisinde kalan tarihi bir yapıyı merkeze alarak bunu kolaylıkla da yapabilirsiniz.
Mesela az gerisindeki tarihi Bizans Yerebatan Sarnıcının kulesi bunun için daha inandırıcı olabilirdi. Nasıl olsa Ayasofia da bir Bizans eseri. En azından sarnıcın kulesinin, Ayasofya’nın yönünün Kıbleye dönük olmaması gibi bir sorunu olmayacağı için kimse hiçbir şüpheye de düşmezdi.

Peki öyleyse yönü kıbleye doğru olmayan kiliseden camiye çevrilmiş bir ibadethaneyi neden merkez alıyorlar ki?

Fethin sembolu olarak kutsandığı için tabi ki.
İki semavi din tarafından kutsanmış bir ibadethaneyi merkeze alarak yeni dini argümanlarla söylemler üretmek, eğitimsiz toplumu daha kolay etki altına alarak iktidarlarını daha da sağlamlaştırma siyasetini izlemişlerdir.

Bu durumda kıbleteyn; Osmanlı payitahtı İstanbul’da olduğu için iktidarlarının Allah tarafından muhafaza edildiğini, halkında itaat ve biat etmesi sağlayarak iktidarını güçlendirmek için verdiği kutsanmış siyasi bir isimden başka bir şey değildir.

Peki öyleyse İstanbul mukaddes bir şehir midir?

Allah nazarında 3 belde mukaddestir.

  • Mescid-i Haram (Mekke)
  • Mescid-i Nebevi (Medine)
  • Mescid-i Aksa (Kudüs)

İstanbul’un hiç mukaddeslik ayrıcalığı yoktur.

İstanbul’un kutsiyetli bir şehir olduğunu inananlar, Hz Peygamberin İstanbul fethiyle ilgili olarak hepimizin bildiği; “İstanbul bir gün mutlaka fethedilecektir onu fetheden komutan ne güzel komutan…” diye devam eden bir hadisi olduğunu, madem İstanbul mübarek bir şehir değilse, neden bunu söylemiş o zaman diyebilirler.

Bu hadis sahih olmayıp sonradan uydurulmuştur.

Bu hadis İslam kaynaklarına göre Bişri el Hassami adında birisinden rivayet edilmiş. Ama her ne hikmetse bu şahsa ait ikinci bir hadis rivayeti yoktur.

Bu hadis Emeviler döneminde ortaya atılmıştır.

Emeviler üç kez İstanbul’u fethetmek istemişler ama hiç birinde de başarılı olamamışlardır.

İlk iki kuşatmada böyle bir rivayete rastlanmasa da üçüncü kuşatma döneminde ortaya çıkmış. Çıkış dönemine baktığımızda halkı ve askerleri İstanbul seferine hazırlamak ve motive etmek için siyaseten ortaya atılmış ve bu dönemden itibaren günümüze kadar peygamberimize atfedilmiş bir uydurma olduğunu göstermekte.

İkinci husus;
Tüm peygamberlerin gelecekten haber vermek gibi bir özellikleri yoktur. Geleceği Allah’tan başka kimse bilemez.
Gaybı ve geleceği sadece Allah’ın bildiği, Kur’an’da 8 yerde geçer.
Peygamberlerin gaybı ve geleceği bilmediği ise, Kur’an’da 4 yerde geçer.
Hadis usulüne göre de gelecekten haber verdiği için Kuran’la çelişmekte. Bu usüle göre bu rivayet sahih hadis değildir.

Üçüncü husus;
Hz Peygamberin Müslüman olmayan bir beldeyi/şehri fethetmek ya da işgal etmek gibi bir usulü olmadığı gibi tavsiyesi ve vasiyeti de yoktur. Böyle bir usulü olmayan Peygamberin böyle bir hadisi söylemesi de mümkün değildir.

Bu hususlar elbette arttırılabilir. Ancak bu kadarını yeterli olarak görüyorum.

Tekrar dönelim kıbleteyn konularına

Bu çizgiye göre Kıbrıs kıbletyn midir⁉

Mevzuya İstanbul’a kıbleteyn diyenlerin penceresinden bakarsak o çizginin geçtiği her belde ve köye kıbleteyndir diyebiliriz.

Ticari konularda burnu iyi koku alanlar;
O çizginin geçtiği belde ve köylerin isimlerine “kıbleteyn …. köyü” diye ön isimler eklenirse hem din turizmi ile köylü gelir elde eder hemde emlak piyasasının değeri de yükselmiş olur diye ticari fikirler akıllarına gelir herhalde.
Bir de bakmışsınız şehirden köye göçün önüde açılmış olur belki de…

Neyse ticari tüyoları bir tarafa bırakalım gelelim asıl mevzuya;
Peki öyleyse; ‘İstanbul Kıbleteyndir’ söylemini neden ortaya sürüyorlar?

Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in anahtarını sömürgeci İngilizlere teslim etmek zorunda kaldığı, Kuvay-ı Milliye’nin işgalden kurtardığı İstanbul’u tekrar Başkent yapmak istiyorlar herhalde.

Kıbleteyn çizgisini dini bir mücizeymiş gibi kullanarak İstanbul’u başkent yapmak isteyenlerin küçük oyunlarına karnımız tok olmalı.

Bunlar, İstanbul’u küresel finansın büyük merkezi yaparak işgal etmek isteyen küresel faizci finans elitlerinin oyunlarıdır.
Artık işgaller topla tüfekle insanları öldürerek, yakarak yıkarak değil, küresel elitlerin finansal ve ekonomik operasyonlarıyla önce devletlerin ve halkın borca ve faize esir edilmesiyle gerçekleştiriliyor.

İstanbul başkent olsa ve küresel elitler İstanbul’un finans sistemini tamamen eline geçirirse, Türkiye işgal edilmiş olmaz mı !?

Elbette olur.
Başkentin Ankara olarak kalması, ülkenin güvenliği ve bağımsızlığı açısından önemlidir

Ne yazık ki kendini muhafazakar olarak niteleyen mütedeyyin insanların bu oyunlara gelmelerini üzülerek seyrediyoruz.

Peki İstanbul’un sanıldığının aksine İslami kıbleteyn değilde, başka bir amaca hizmet edenlerin kıbleteyni olabileceği ihtimalini düşündüğünüz oldu mu hiç !?

İstanbul İslami mana da kıbleteyn değildir.
İstanbul mukaddes bir şehir de değildir.
İstanbul küresel finans elitlerin dizayn ettiği faize ve sömürüye dayalı finans sisteminin bir şehridir.

İstanbul, Kudüs merkezli yeni dünya düzeninin Türkiye’deki kıbleteyni olma yolundaki bir mega şehirdir artık.

Vesselam
Sadi ÖZGÜL

İletişim Mail: sadiozgul@gmail.com

YORUMLAR

  1. Hacı genç dedi ki:

    Şadi bey helal olsun sana. Zorlamayla anca bu kadar yazılır. Birileri istese de istemese de inşâallah İstanbul yeniden başkent olacak. Bunu niye anlamak istemiyorsunuz. Siz hâla 28 mayıs 1453 tarihine mi takıldınız?