Site Rengi

DOLAR 7,5774
EURO 8,9903
ALTIN 477,02
BIST 9,8175
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile Röportaj : 100. Yıl Özel

Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile Röportaj : 100. Yıl Özel
27.02.2020
1.014
A+
A-

Eren Talha Altun

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, gündemdeki konularla ilgili Medya Gazetesi’nden Eren Altun ‘un sorularını yanıtladı. Uzun yıllardan itibaren siyasi kariyerinde faaliyetlerini sürdüren Şentop, Türkiye’nin önemli sorunlarına dikkat çekerek, “23 Nisan TBMM’nin açılışını Her yıl ayrı bir coşku ile kutluyoruz ama 100. Yıla daha özel bir çalışma ortaya koymak istiyoruz. Dünya çapında ses getiren bir etkinlik olması lazım.  ” dedi.

Bu süreçle ilgili özel bir program hazırlandığını , meclis ile ilgili kısmında bir takım çalışmalar olduğunu belirten Şentop : “Bu konuda Cumhurbaşkanımızın  yayınlamış olduğu bir genelge ile bir program hazırlanıyor , bu süreçle ilgili ,  ama meclis ile ilgili kısmında bizim düşündüğümüz bir takım çalışmalar var.” diye konuştu.

İşte Eren Altun’un soruları ve Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un yanıtları:

Sayın Başkanım , Meclisin 100. Yılına Özel  Bir Etkinlik Planlama Düşünülüyor Mu ?

Bu konuda Cumhurbaşkanımızın  yayınlamış olduğu bir genelge ile bir program hazırlanıyor , bu süreçle ilgili ,  ama meclis ile ilgili kısmında bizim düşündüğümüz bir takım çalışmalar var. 100. Yıllar önemli dönüm noktaları. Her yıl ayrı bir coşku ile kutluyoruz ama 100. Yıla daha özel bir çalışma ortaya koymak istiyoruz. Dünya çapında ses getiren bir etkinlik olması lazım. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine Geçiş İle Birlikte , Önceki Döneme Göre Bu Dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Fonksiyonu ve Rolü İtibari İle Nasıl Bir Farklılık Oluştu ? TBMM’de Neler Değişti ?

Anayasa Değişikliği Kanun değişiklikleri ile sistem değişikliğinin hemen gerçekleşmesini beklemek yanlış olur. Bir takım gelenekler vardır. Alışkanlıklar vardır. Bunların birdenbire bir yürürlüğe girmesi ile beraber mevzuatın kesilmesi ve tamamen yeni bir dönemin hemen birden başlamasını beklemek yanlış olur. Sistemin oturması için biraz zamana ihtiyaç var. O bakımdan biz anayasa değişikliğinden sonra da 24 haziran seçimlerine giderken de seçim sonrasında da başta Cumhurbaşkanımız da olmak üzere bu yeni sistemin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için önümüzdeki dönem için yani  bu dönem için çalışmalar yürüteceğimizi de ifade etmiştik. Türkiye 82 anayasasında Cumhurbaşkanlığı makamının çok güçlendirilmesi söz konusuydu. Daha sonra 2007’de yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi ile beraber Türkiye aslında 1961’den beri Klasik parlamenter sistemle başlayıp buradan yavaş yavaş başkanlık sistemine doğru yaklaşan bir seyir izlemiştir. Nihayetinde artık bir Karma sistem şeklini alınca burada bir değişikliğe gitme bir karar verme mecburiyeti hasıl oldu. Uzun zamandır sayın Cumhurbaşkanımızın içinde bulunduğu siyasi hareket daha gençlik yıllarından itibaren başkanlık sisteminin türkiye için daha doğru bir sistem olduğu yönünde bir teze sahipti. Bu birdenbire ortaya çıkmış  bir şey değil . Hem Türkiye’nin siyasi tarihindeki gelişmeler hemde daha önce bu tezi savunan bir siyasi hareketin Türkiye’de iktidar olması ile beraber meydana gelen gelişmelerdir. Böylece Parlementomuz kararını verdi. 16 Nİsan 2017’de referandum ile Türkiye bu hükümet sistemi değişikliğini gerçekleştirdi. Şimdi burada Temel mesele şu temel farklılıkları ele alalım.

Öncelikle parlamenter sistemde tam anlamıyla bir kuvvetler ayrılığı söz konusu olmuyor. Yargı ile diğer kuvvetler arasındaki ilişki bakımından bir farklılık yok. Esas kastettiğimiz yasama ile yürütme arasındaki ilişkidir. Parlamenter sistemde Hükümet parlamentonun içinden çıkıyor ve halk tarafından doğrudan seçilmiyor. Seçimlerde halk sandığa gidip , parlamentoyu seçiyor.  Daha sonrasında ortaya çıkan parlamentonun içinden bir hükümet çıkıyor. Burada yasama yürütme bakımından da baktığımız zaman eğer parlamento içerisinden bir hükümet çıkmışsa bu çoğunluğun oyunu alan , desteğini almış bir hükümettir. Şimdi çoğunluğun desteği hükümetin arkasında ise eğer , o yürütmenin yasama tarafından denetlenebilmesinde ciddi bir paradox var. Siz şimdi destek verdiğiniz , çoğunluğa sahip bir hükümeti nasıl denetleceksiniz ? Dolayısıyla parlementer sistemin kendisi içerisinde bir hükümet çıkartabilme problemi , ikincisi de eğer hükümet çıktığı takdirde , bunu denetleme , yasamanın yürütmeyi denetlemesi ile ilgili ciddi bir problem var. Yeni sistemin farkı ise bu noktada yasama ve yürütme organlarının ayrı ayrı halk tarafından doğrudan seçilmesi . Son 24 Haziran seçimlerinde , sandığa gittiğinde milletimiz bir oy parlamento seçimi için  kullandı . bir oy da hükümet için yani cumhurbaşkanı seçimi için kullandı.Dolayısıyla bir kere seçilmede milletten yetki almada  bir farklılık oluyor . İkisi bakımdan da . Bundan sonraki seçimler bu şekilde olacak. Bu yasama ve yürütmenin birbirinden kesin adları ile ayrılmasını ve birbirleri ile ilişkilerinin daha düzgün ve kontrollü bir şekilde kurulabilmesini sağlıyor. Önceki , parlamenter sistemde tek oy ile parlamentoyu seçip  içinden hükümetinde çıkması sağlandığı için , vatandaş aslında tek oy ile hem yasamayı hem de yürütmeyi belirliyordu. Fakat şimdi yeni sistemde , yasama ve yürütme için ayrı ayrı oylar kullanılacağından , bu noktada bir farklılaşmaya gitme imkanı var. Yürütmede Cumhurbaşkanı’nı seçerken bir siyasi hareketi , partiyi veya ittifakı desteklerken , yasamada ise farklı bir tercih yaparak , farklı partiye veya partilere oy kullanma imkanı var.Dolayısıyla bir kere yasama ve yürütmeyi dengeleme imkanını daha başlangıçta seçimde milletimize veriyoruz.

FETÖ’nün siyasi ayağı konusu gündemin en önemli maddelerinden bir tanesi , ve bu konuda Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un da bir açıklaması oldu.  Bu 2019 Yılında Askerlerin Sivil Mahkemelerinde Yargılanmasınının Önünü açan bir değişiklik üzerinden başlayan bir tartışma olmuştu. Sizin Meclis Başkanı olarak bu konuda düşünceleriniz nedir ?

Anayasanın 83. Maddesi yasama dokunulmazlığını düzenliyor. Genel olarak yasama dokunulmazlığından bahsediliyor , fakat teknik olarak yasama dokunulmazlığı dediğimiz başlık anayasadaki ikiye ayrılıyor. Birincisi yasama sorumsuzluğu vardır.  Birde dokunulmazlık vardır. Dokunulmazlık milletvekili olan kişilerin işlemiş olduğu suçlar ile ilgili , onların soruşturması ile ilgili bir koruma getiriyor. Yasama sorumsuzluğu dediğimiz şey ise meclis içerisinde ki meclis faaliyetleri ile parlamento  faaliyetleri ile ilgili olarak parlamenterlerin sözlerinden ve oylarından dolayı herhangi bir hukuki sürece yargılama sürecine tabi tutulamaması ile ilgili. Yani milletvekilleri parlamento içerisindeki meclis faaliyetleri ile parlamento faaliyetleri ile ilgili olarak sözlerinden  oylarından dolayı , tam mutlak anlamda bir koruma altındadır. Dokunulmazlık gibi değil , mesela milletvekilliği sona erse dokunulmazlığı kalkmış olur. İşledikleri bir suç ile ilgili soruşturulurlar. Yargılanırlar. Ama burada mutlak dokunulmazlık var. Milletvekilliği bitse de bu sözleri ile ilgili , oy kullanmaları ile ilgili bir koruma altındadır. Bunun bir sebebi var. Milletvekilleri burada , parlamentoda yasama ve denetim faaliyetleri için millet tarafından seçilmiş kişilerdir. Eğer bunlar oradaki oylarından , görüşlerinden dolayı milletvekilliği bittikten sonra acaba ne olacak ? , Birileri bizi ağır suçlamalar ile itham ederse , halimiz ne olur diye bir endişe içerisinde hareket ederlerse , yasama faaliyetlerinin , parlamento faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürümesi millet adına sağlıklı tartışmaların yapılabilmesi imkansız olur. Dolayısıyla 83.Maddenin 1. Fıkrası  Anayasa. Bu yasama süreçlerini milletvekillerinin şahıslarına değil aslında parlamentoyu korumaktadır. Dolayısıyla belli bir dönemde çıkartılan bir kanun ile ilgili , parlamentoda kabul edilmiş bir kanun ile ilgili bir kanun değişiklik teklifiinin ve ona oy vermenin bu şekilde itham altında bırakılması esasında parlamento ve parlamentodaki yasama sürecine karşı yöneltilmiş bir ithamdır. Tabi anayasa bunu koruyor. Sayın Başbuğ süreçle ilgili ifade ediyor. Kanun değişikliği dediğimiz şey , aslında söz konusu olan iki düzenleme var. Birisi Sivil kişilerin yani asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması ile ilgili düzenleme varken bu kaldırılıyor. Yani sivilleri askeri mahkemelerde yargılanmayacak. Diğeri ise o zamanki düzenleme Türk Ceza Kanunundaki 250. Madde var. O maddede bir kelime değişikliği yapılıyor iki kelime tek kelimeye indiriliyor. Böylece Askeri mahkemelerin görev alanına giren hususlarda bile 250. Maddedeki  özel yetkili mahkemelerin , yargıladığı suçlar bakımından sivilde yargılanma getiriyor. Bunlar teklifte var. Değişiklik teklifleri ile mecliste. O günki oylamada geçiyor. Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına dair düzenlemeyi farklı partilerden milletvekilleri de oy veriyorlar. Kabul oyu verdikleri açık ve net şekilde görünüyor.

Sayın Başkanım Avrupa Parlamentosu Son Zamanlarda  Türkiye’nin Tepkisine Yol Açan Olaylara Sahne Oluyor. Bunlardan Bir Tanesi Bir Süre Evvel Yunanlı Bir Parlamenterin Kürside Türk Bayrağını Yırtması ,  Diğer Yandan Kırmızı Bültenle Aranan Bir PKK Teröristin AP’ Tarafından Misafir Edilmesi. Siz Bunu Nasıl Değerlendiriyorsunuz ?  

Avrupa ülkelerinde genel olarak  , Bir iki yüzlü , hatta çok yüzlü bir yaklaşımı var. Avrupa ülkeleri malum terör eylemlerinden belli dönemlerde zarar gördüler. Halen zaman zaman az veya çok  bazı terör eylemleri gerçekleşiyor. Ve terörle , teröristler ile güya mücadele ediyorlar.Bunlar ile ilgili olarak bazı hukuki düzenlemeler , tedbirler mevcut. Türkiye’nin de mücadele ettiği , terör örgütlerinden  birisi PKK ile ilgili olarak da Avrupa ülkeleri de bunu resmen terör örgütü olarak kabul etmişler. Avrupa parlamentosu da kabul etmiş. Bunun da yerine getirmeyi taahhüt etmişler. Fakat buna rağmen eğer kendilerine zarar vermeyeceğini  düşündükleri zaman bazı terör örgütleri ile işbirliği içerisinde olduklarını da zaman zaman görüyoruz. Teröristler ile görüyoruz. Bunlara da şahit oluyoruz. Aslında bunun arkasında bir paradigma var. O da şudur benim kanaatimce , bir kere uluslararası desteği olan terör örgütleri daha genel ifadeli uluslararası terörizm , bence modern sömürgecilik , yeni sömürgecilik çeşididir. Bir kere uluslararası terör örgütlerinin dünyadaki etkili büyük istihbarat örgütleri ve güçlü devletlerin müsadesi olmadan hareket edebilmesi mümkün değildir.

 Uluslararası terör örgütleri bir müsamaha ile var oluyorlar ve varlıklarını sürdürebiliyorlar. Önce bu uluslararası terör örgütleri  bazı ülkelerde faaliyete geçiyor. Orayı istikrarsızlaştırıyorlar. Böylece müdahaleye açık hale getiriyorlar. Sonra bakıyorsunuz bazı batı ülkeleri Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere buraları bir şekilde işgal ediyorlar.   Afganistan , Irak , Suriye öyle oldu. Bu örgütler sömürgecilik için zemin hazırlamak yoluyla kullanılan aparattan ibarettir. Ben bu anlamda bunu uluslararası toplantılarda da açıkça ifade ettim. Eğer uluslararası terörizm ile samimi olarak mücadele edeceksek , objektif kriterlere dayanmalıyız ve bütün insanlığa zarar veren terör örgütleri karşısında  ortak bir tavır belirlemeliyiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.