Pistin Sonu…

Erdoğan, Atatürk Havalimanı ve Sancaktepe’ye yapılan hastanelerle ilgili olarak; “Sağlık turizmine yönelik yurtdışından gelenler buralara uçaklarla, ambulans uçaklarla gelecekler ve buralarda tedavilerinden sonra uğurlayacağız” demiş.

Demek ki neymiş…
Yeşilköy ve Sancaktepe’ye yapılan hastaneler,

  • Sahra hastanesi değilmiş.
  • Pandemi hastanesi değilmiş.
  • 81 milyon vatandaşımız için de değilmiş.
  • Meğer sağlık turizmi için açılan hastanelermiş.

Tüm bu açıklamaları da ambulans uçakların ve özel uçakların inmesi için bir pistin olması gerektiği gibi AVM ve otellerin ihtiyaçtan yapılacak olacağını, bunun da havuz müteahhitlerine de yeni rant alanları açılacağının ilanı olarak okuyorum.

Çünkü, yurt dışından tedavi için gelenler sağlık turizmi yapıp gidecekler.

Peki gelecek olanların kalacak yerleri var mı?
Sosyal tesisler adı altında bir iki otel ve alışveriş merkezleri olsa çok iyi olur. Sağlık turizmi için İstanbul’a gittim ama dışarda kaldım ve günlük sosyal ve zaruri ihtiyaçlarımı da göremedim demesinler sonra.

Anlayacağınız böyle bir durumda bu iki hastanenin 81 milyon vatandaş için değil, yurt dışından gelecek zenginlere hizmetin yanında havuz müteahhitlerine inşaat ve sonrası yan tesislerin işletme hizmeti için rant kapısı olacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.

Büyük ihtimalle de bu hastaneleri sonra da ek sosyal tesislerin işletmelerini özel firmalara devrederler bir süre sonra.

Sağlık sektörümüz ilacıyla, makine techizatıyla, cihaz ve aparatlarıyla önemli ölçüde yurt dışından ithalata bağlı. Sağlık turizmi için önce bu sorunu çözmeleri gerekirdi.

Yalnız kafamı kurcalayan bir soru ve sorun var.

  • Soru; Prefabrik hastaneye turist gelir mi ?

Bu gelişmeler ve olasılıklar bana bir Temel fıkrasını hatırlattı.

Temel ve İdris işsiz güçsuz, ağızları açlıktan kokar bir şekilde gezerlerken bir kahveye girer ve otururlar ve konuşmaya başlarlar;

– “Para yok pul yok. Ne edeceğiz”

diye. Gazetede iş ilanlarına bakarken gözlerine bir reklam ilişir ve okurlar. İlanda bir kızıldereli kafası getirene 1000$ veriliyor. Temel hemen atılır:

-“Kalk İdris Amerika’ya gidiyoruz.”

Bunlar Amerikaya varırlar. Ara tara haftalarca bir tane bile kızıldereli bulamazlar. Yorgunluktan bitkin bir şekilde bir ağacın altına oturur ve uyumaya başlarlar. Temel gözünü açar birde ne görsün yüzlerce kızıldereli oklarını onlara doğru çevirmiş bekliyorlar. Temel hemen İdris’i uyandırır ve:

– “Ula İdris kalk kalk. Zengin olduk”

Velhasılı
Türkiye’yi 18 yıldır kesintisiz yöneten Muhafazakar Demokratların Kasa Masa Arsa ve Nisa üzerine kurulu siyasetinin yalandan ibaret olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Gelelim kafamı kurcalayan büyük soruna…
Millet Parkı olarak kalacak diye ilan edilen Atatürk Havalimanının iki pistinin üzerine inşa edilen hastanenin tartışması sıcaklığını korurken, hastane hizmete açıldığında, sağlık turizmi için Atatürk havalimanına inecek olan uçaklar pistin sonunda hastanelere çarparak durmazlar inşallah.

Vesselam
Sadi ÖZGÜL

İletişim Mail: sadiozgul@gmail.com