Site Rengi

DOLAR 7,9509
EURO 9,3816
ALTIN 487,21
BIST 10,3989
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Saadet Partisi küreselciliğe mi yöneldi !?

Saadet Partisi küreselciliğe mi yöneldi !?
16.08.2020
A+
A-

“Saadet Partisi, Türk siyasetinde temel bir maya atmış ve yarım yüzyıl etkin olmuş Milli Görüşü hoyratça harcıyor.”

Bu sözler İktisat Hareketinin başkan yardımcısı ve sözcüsü ekonomist yazar Yunus Ekşi ye ait. Yunus Ekşi ile Saadet Partisi üzerine bir söyleşi gerçekleştirildi.

İşte o söyleşi…
_______________

Sadık Uslu; Yunus Ekşi hocam, söyleşi davetimize icabet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Söyleşimize şu girişle başlamak istiyorum.

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’na bir program da anlattığı ekonomi ile vaatlerini anlatması üzerine gazeteciler tarafından; “Bu yıl içerisinde Türkiye’nin döndürmesi gereken 250 milyar dolara yakın bir borç ödemesi var. Siz kazandığınız takdirde İMF ile masaya oturacak mısınız !?” diye sordu. Karamollaoğlu’da kesinlikle oturmayacağı cevabını verdi. Aynı gazeteci; “öyleyse sizin çözüm formülünüz nedir?” diye sorduğunda; “kimsenin elinde gömü yok” dedi. Sözlerinin devamın da dışarıdan yatırımcı bulmaktan başka çaresinin olmadığını söylemişti. Günümüzde finans piyasalarında yatırımcı “borç veren” manasına geldiğine göre, Sayın Karamollaoğlu kredi bulup borçlanacağız demiş oldu. (izlemek için >> tıklayınız << )

Dışarıdan da gelecek para herhalde faizsiz gelmeyeceğine göre dolayısıyla bu şunu akla getiriyor. Zaman zaman benim de ifade ettiğim şu sözleri çevremden de duyuyorum. Saadet Partisi zamanla küresel sistemin politikalarını uygulayan bir parti haline gelmiş gibi mi görünüyor içinde bulunmuş olduğumuz süreçte?
Fakat bir yandan da Saadet Partisi’nin “Milli Görüşün tek temsilcisi biziz” diye bir iddiası da varken, küresel sistemin politikalarını uygulama emarelerini, sayın Temel Karamollaoğlu’nun borçlanma ifadelerinden görüyor ve anlıyoruz. Dolayısıyla Saadet Partisinin yöneticileri tarafından hem küreselci hem de Milli Görüşçülüğün birleşimi olan küreselci bir Milli Görüşçülük mü geliştirilmeye çalışılıyor ?

Yunus Ekşi; Davetiniz için bende teşekkür ediyorum.
Sorunuza cevap vermeden önce Saadet Partisi’nin “Milli Görüşün tek temsilcisi biziz” dediği Milli Görüş ile olan ilişkisine değinmek istiyorum.

Saadet Partisi’nin hem rahmetli Erbakan ile hem de Milli Görüş ile İlişkisi maalesef kalmadı.
Şu anda Saadet Partisinde, kendi içinden ayrılmışların kurduğu AKParti’nin bu kadar bariz yanlışlıklarına rağmen ve Saadet’in oylarında sürekli bir düşüş varsa içeriden bir operasyon yapılıyordur kesinlikle. Saadet’in hareket kabiliyetini artıracak olan genç potansiyeli ile düşünen, akleden ve sorgulayan kadroları pasifize eden bir sistem var içinde.

Yani düşünen, akleden ve sorgulayanları zamanla bir takım bir şeyle itham ediyorlar… Ne ile itham ediyorlar? Bölücülükle, ayrıcalık yapmakla, fitne çıkarmakla ve partiyi bölmeye çalışmakla, palyaçolukla vb ile…
Yüzde 1’in altına düşmüşler, hala “partiyi bölmeye çalışıyorlar” diyorlar.

Ama şöyle bir şey var ki bunu da kabul etmek lazım. Saadet Partisinin fikri tabanının çok ciddi manada revize edilmesi lazım. Bunu şu anlamda söylüyorum. Bazı gerçekliklerden kopmuşlar ve tespitlerinde ciddi hatalar yapıyorlar. Dolayısıyla da Türk toplumunun gerçekleri ile buluşamıyorlar. Yani toplumla buluşamadıkları içinde kendi içerisinde “küçük olsun, ama benim olsun” mantığı içerisindeler. Bir de 80-90 yaşına gelmiş, torun sevmeyi bile geçmiş bu insanları partiyi kontrol eden lider olarak görüp, 35-40 yaşında ki dinamik gençleri siyaset yapmanın önünü engellerseler Saadet Partisi’nin başarıya ulaşması mümkün değildir.
O zaman ayrılıp parti kuran Fatih Erbakan’a türlü gerekçelerle kızamazsınlar o zaman.

Ancak Temel Bey’in yanlışı sudur.
Az önce ifade ettiğim gibi kendini yenilenmemiş, yani genç kadrolarını bırakmış, yeterince motive edip çalıştıramamış, onlara alternatif çözüm önerileri üretebilme gayreti içerisinde olamamışdır. Bir de 80-90 yaşındaki insanlar ölene kadar orada duracağı Yüksek İstişare Kurulu adında YİK diye bir üst kurulunun devamını sağlamış. Parti kadrolarını pasifleştirilmiş. Potansiyeli olan gençleri ise yurtlarda tutarak o dinamizmi orada pasifleştirilmiş. Yani topyekün pasifleştirilmişlerdir.

Sonuçta Saadet Partisi, Türk siyasetinde temel bir maya atmış ve yarım yüzyıl etkin olmuş Milli Görüşü hoyratça harcıyor.

Sorduğunuz soruya gelirsek, sayın Temel Karamollaoğlu’nun “gömümüz yok” konuşmasını dinledim. Kendisine şu bağlamda haksızlık yapmamak lazım. Hem Milli Görüşçü, hem de küreselci anlamına gelecek bir soru olamaz! Temel Bey’i böyle bir küreselci anlamında takdim etmek de bana göre son derece yanlış olur. Temel Bey; “gömümüz yok” derken, çözümüm yok demek istemiştir. Yani hükümeti eleştirirken diyor ki; “israf etmeyeceğiz” diyor, “üretim ekonomisi” diyor. Bunlar doğru ama bunları bütün partilerde söylüyor. Ancak Temel beyin şunu bilmesi lazım. Bu sistemin içerisinde üretim yapabilmek için yeni bir finans düzeni sisteminin kurulması lazım. Oradaki bu realiteyi görmeyeceksin ama diyeceksin ki “gönlümüz yok” İşte o zaman “diğerleri” dedikleri AK Partiden bir farkları olmaz.

Saadet Partisinin kadrolarında bu yok. İddialarında da bu yok. Ama içerisinden çıkmış bir kadro bir ekip var. Ama o ekip, bir şekilde partiden mesafeli yani uzak tutuluyor. Orası da zaten ayrı bir tiyatrodur. O da bana göre Milli Görüşe yapılmış en büyük operasyonlardan bir tanesidir.

Sadık Uslu; Sayın hocam. Geleneksel Milli Görüş çizgisi felsefesi genelde değerlendirmeler yaparken çıktılar üzerinden sonuçlar üzerinden bir sentez yapar. Dolayısıyla dışarıdan borçlanmaya de hedeflerseniz, sonra “gömümüz yok” deyip bir şekilde borçlanma modelini üretim ekonomisi diye söylerseniz bu doğru bir tespit olmaz. Aslında katma değerli üretim dediğiniz şey de zaten borca gidecek. Çünkü planlı eskitme giriyor devreye. Katma değerli üretiyorsunuz ama bir yıl ömrü oluyor. Dolayısı ile bunlar her şekilde üretimi sarmalamış şekilde formüle edilmiş. Biz bunları çevremizdeki Milli Görüşçü olarak bildiğimiz insanlara ifade ederken tabii ki Temel Bey’in şahsına değildir. Fakat sonuç olarak gittiği noktaya, istikamete baktığımız zaman orayı görüyoruz. Artık bunu söylememiz lazım bizim. Küreselci bir Milli Görüşçülük mü oluyor? diye sormamız lazım. Bugün sormazsak yarın çok geç kalırız. Nezaketen tabii ki öyle ifade ediyorsunuz Tabii ki bunun farkında da olmayabilirler. Biz buradan onları uyarmış ve bilgilendirmiş olalım…

Size sorum şu olacak; Sizin Milli Görüş hareketinden ya da Milli Görüş anlayışından, felsefesinden geleceğe yönelik beklentileriniz nelerdir? Milli Görüşten ümitli misiniz ?

Yunus Ekşi; Bu sadece bizim ifade ettiğimiz gibi Milli Görüşle ilgili bir beklenti değil. Bütün siyasi partilerimiz ile ilgili bir beklenti olacak. Ama özünde Milli Görüş üzerinden de tabii çok farklı noktalar var. Tabî şunu da kabul etmek gerekiyor ki ne kadar başkalaşım geçirseler de şu anda Türk Siyasetini belirleyen unsurdurlar. Milli Görüş şunu sorgulaması lazım. Bu başkalaşım süreçleri neden oluştu? Yani temel ilkeler ve temel hassasiyetler diye benimsediği ama zayıfladığı şeyleri, şu anda başka partilerde eleştiriyorlar. Ama şu anda muhafaza ettikleri ve Milli Görüşün merkezi olarak gördükleri yapı içerisinde de o yok. Orada da dehşet bir içsel kırılma var. Bunu engelleyen bir takım nedenler var. Saadet’in ilçe ve il yönetim kurullarında olan insanlar nerelerde açmazların olduğunu, parti içerisinde hangi kırılganlıklar var bunları çok iyi bilirler.

Parti kendisini yenileyememiş ve geçirmiş olduğu bölünme süreclerinden dolayı kaygı ve endişe oluşmuş.

Yani içinden bir Ak Parti, Has Parti ve Yeniden Refah partisi çıkmış bu yapı devamlı bölünmüş. Hep bu kaygıyı taşıyor Milli Görüş. Elinin altındaki genç ve dinamik kadroya da bu kaygılardan dolayı güvenmiyor. Milli Görüşün özgül ağırlığı yüksek böyle bir kadrosu olmasına rağmen esas hocaları diye tanımladıkları Erbakan’ın ana manifestosu ve temel siyasi kuramlarının etkisizliği, eğer hala kendi yapıları içerisinde mevcutsa, o zaman demek ki o ilkeler Erbakan’la beraber öldü. O zaman şahıslara endekslenir bu…

Ama ortada bir takım ilkeler manzumesi ve hareket tarzı var. Demek ki ilkeler ekseninden de çıktılar ki, parti içerisinde şahıslara odaklandılar. Parti içerisindeki dinamizmi öldürdüler. Bir biat kültürü geliştirip, körü körüne yanlışlara biat ettirdiler. Parti içerisinde birtakım itiraz eden insanlara “sus sen bilmezsin, ukalalık yapma, haddini aşma, fitne çıkarma” gibi sözler söylediler. Toplantılarını cemaat toplantılarına çevirip ülke sorunlarından koptular. Popülist kültüre ise siyaseten döndüler. Bu yaklaşımla da Milli Görüşten uzaklaşmış oldular. Yani parti içindeki dinamizmi öldürdüler.

Sadık Uslu; Söyleşimize son verirken, burada sadece Saadet Partisi üzerine bunu söylememiş oluyoruz. Yani bu mesaj hem AK Parti içerisinde ben Milli Görüş Milli Görüş geleneğinden geliyorum diyenlere ve Yeniden Refah Partisi içerisinde Milli Görüşçü olduğunu iddia eden diğer insanlarımız için de düşünmeleri gereken çok önemli bir uyarıydı. Hocam söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Medya Gazetesi Özel haberi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.