Palantir çalışanları şirketi sorgulamaya başladı: “Ya kötü taraf bizsek?”
WIRED tarafından aktarılan bilgilere göre mevcut ve eski çalışanlar, şirketin rolünü yeniden sorgulamaya başlamış durumda. Çalışanların özellikle ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) ile yürütülen iş birliklerinden rahatsızlık duyduğu aktarılıyor.
Şirket yazılımlarının göçmenlerin tespiti, izlenmesi ve sınır dışı süreçlerinde kullanıldığı iddiaları, çalışanlar arasında ciddi bir etik sorgulamayı beraberinde getirmiş durumda. Eski bir çalışan, 11 Eylül sonrası güvenlik politikalarına atıf yaparak, “11 Eylül saldırıları sonrası güvenlik önlemlerinin özgürlükleri ihlal etmesinden korkuyorduk. Bizim bunu engellememiz gerekiyordu. Ama şimdi engellemek yerine bunu mümkün kılıyor gibiyiz.”
Bir başka çalışan ise şirket içindeki ruh halini, “Bu sadece zor bir iş değil. Yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi hissettiriyor” sözleriyle aktardı.
ICE iş birliği gerilimi büyütüyor
Palantir’in ICE ile yürüttüğü projeler, şirket içindeki en büyük tartışma başlıklarından biri haline geldi. WIRED’ın ulaştığı dahili yazışmalarda çalışanların, bu iş birliğinin kapsamı konusunda daha fazla şeffaflık talep ettiği görülüyor.
Bir çalışan, şirket içi mesajlaşma platformu Slack üzerinden yaptığı paylaşımda “ICE ile olan ilişkilerimiz, 2. Trump döneminde kurum içinde fazlasıyla örtbas edildi. Bu konudaki rolümüzü net bir şekilde anlamamız gerekiyor.” ifadelerini kullanarak yönetime tepki gösterdi.
Bu sorular ve konuşmaların ardından ilgili Slack konuşmalarının şirket tarafından yedi gün sonra silinmeye başladığı ortaya çıktı. Şirket yönetimi daha sonra eleştirilere karşılık olarak, geliştirilen teknolojilerin “riskleri azaltmaya ve hedefli sonuçlar elde etmeye yardımcı olduğu” savunmasını yaptı.
Buna karşın şirket içi toplantılarda en sık gündeme gelen sorulardan biri, yazılımların kötüye kullanım ihtimali oldu. Toplantılardan birinde bir yetkilinin “yeterince kötü niyetli bir müşteriyi şu anda önlemek neredeyse imkansız” dediği aktarıldı.
İran olayı kırılma noktası oldu
Bir çalışan, şirket içi platformda yönetime doğrudan sorarak, “Bu olaya dahil miydik ve eğer öyleyse, bunun tekrarlanmasını önlemek için bir şey yapıyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Palantir çalışanlarının basına konuşmalarının, imzaladıkları gizlilik ve itibarı zedelememe anlaşmaları nedeniyle büyük ölçüde sınırlandığı ifade ediliyor. Bu durum, iç tartışmaların kamuya yansımasını daha da zorlaştırıyor.
Manifesto krizi
Şirketin CEO’su Alex Karp’ın “The Technological Republic: Hard Power, Soft Belief, and the Future of the West” adlı kitabının 22 maddelik bir özetinin şirket tarafından paylaşılması, çalışanlar arasında yeni bir kriz dalgası yarattı. Söz konusu “manofesto”, bazı eleştirmenler tarafından “tekno-faşizm örneği” ve “rahatsız edici bir ideoloji” olarak nitelendirildi.
Tüm tartışmalara rağmen şirket yönetiminin mevcut stratejiden geri adım atmadığı belirtiliyor. CEO Alex Karp’ın özellikle devletle yürütülen projelerin sürdürülmesi konusunda kararlı olduğu ifade ediliyor.